ÖLÜM İSTASYONLARI VE HARAM GELİRLER (BAŞBAKAN’A MEKTUP)

                                                            Şükran Kozalı

 

18 Mart 2007 tarihli Hürriyet Gazetesinde okuduğum bir haber, ülkemizdeki insan hayatının, belki farkında olmadan dramatik boyutunu derinleştirerek ironik biçimde sağlık üzerinden şans oyunu oynandığını göstermektedir.

 

Mizah konusu olabilecek bu yazıyı hatırlarken yayımlayabileceğim bir basım organı bulmakta kaygı taşıdığımı söyleyebilirim; Tarafsız ve özgür bir gazete veya dergi… Haber neydi? “Diyanet baz’dan 8 milyon YTL kazandı.” Dram burada derinleşip yasal boyut kazanıyor. Üstelik Maliye Bakanlığı ile Diyanet İşleri arasında 2002 yılında imzalanan protokolle gelir paylaşılıyor. İnsan Sağlığı üzerindeki olumsuz ve geri dönüşümsüz hasarları bilimsel olarak kanıtlanmış baz istasyonlarından hükümet artık para kazanıyor! [Baz istasyonu konulmasına izin verilen binalara GSM şirketlerince dolar üzerinden büyük paralar ödenmektedir.]

 

Camilere baz istasyonları kurulmasında yetkili olan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı sayın Fikret Karaman’a okuması için bir kitap öneriyorum: “TEHLİKELİ OYUNCAK” (Yazarları Prof. Dr. Selim Şeker ve Anıl Korkut, hayy kitap–ACİL Serisi) Diyanetten sorumlu Bakana, Bakandan sorumlu Başbakana da aynı kitabın içeriği hakkında basın danışmanları aracılığıyla bilgi verilmesini acilen öneriyorum. Kitabın 148. sayfasında Çevre için Hekimler Derneği ve İstanbul Tabipler Odasının 17 Temmuz 2000 tarihli bildirgesini, s:153’te Zehra Tolunay’ın açtığı dava ile ilgili Yargıtay’ın aldığı baz istasyonu kararını okumalarını tavsiye ediyorum. Aynı dairede çalışan beş kişinin kanserden ölmesi ve geride kalanların duyduğu endişe ve psikolojik baskılama ile ruh sağlıklarının bozulması nedeniyle açılan dava sonucunda Yargıtay karşısındaki baz istasyonu kaldırılmıştır.

 

Tehlikeli Oyuncak’ın 89. sayfasında iki bilim adamının itiraf mektupları tüyler ürpertici. kesin bir bilimsel saptama var; radyasyonun (yani madde içine nüfus edebilen ışının atom ve moleküllerden elektron koparması sonucu) uzun ve kısa vadede neler yaptığına bakalım:

 

S:34: 1-Genetik yapının bozulması, 2-Beyin hücrelerinde ölüm ve beyin tümörleri 3-Beyaz kan hücresi kanseri (lenfoma), 4–Kan beyin bariyerinin zedelenmesi, 5-Kalp rahatsızlıkları, 6-Hafıza zayıflaması, 7-Kalıcı işitme bozuklukları, 8-Embriyo gelişiminin zarar görmesi, 9-Düşük riskinin artması, 10-Kan hücrelerinin bozulması… İşte bu nedenlerle bazdan kazanılan 8 Milyon YTL ve diğerleri haramdır.

 

18.08.2005 tarihinde sayın Başbakana baz istasyonları ile ilgili endişelerimi dile getiren bir mektup yazmıştım. Cevapsız kaldım. Oturduğum mahallede 500 m2’lik alanda üç baz istasyonu tespit ettim. Mahalle muhtarından onları kaldırmak için yardım istedim. Muhtar, “Çok uğraştık ama gücümüz yetmedi imzaları boşuna toplamışsınız” dedi. Ne yazık ki kalemin bittiği yerde çaresizlik ve teslim olma gelişiyor. Ben bu insanlık sucuna ortak olmamak için geleceğe radyasyonsuz bir çevre bırakmak adına çareler ürettim. “PERİÇE” adlı bir roman kurguladım. Korkularım hastalık boyutuyla birleşince travertenler karardı. Yakında okuruyla buluşacak roman ürkütücü bir bütünlük içinde mitolojiye sığınarak mizahı yakalıyor. Hayat çok yüklü ve bize öl, acı çek, mücadele et kanserle, ihtimalleri sunuluyor. Bu yazımı mutlaka bir yer bulup yayınlatacağım. Basın bana bu imkanı vermezse suçlu duruma düşecektir gelecek adına.

 

Sayın Başbakan, çocukları çok seviyor. Oyuncak, şeker vs. dağıtıyor. Bir ayrıntıyı hatırlattığım için zat-ı alileri bana teşekkür edip çocuklara ve onların bebeklerine radyasyondan uzak bir çevre hazırlamalı AB ve ABD’indeki gibi…

 

Emek 77. Sokakta Başkent Üniversitesine ait bir binada bulunan baz istasyonlu mekana yüzlerce hasta girip çıkıyor. Bir sağlık kuruluşunun radyasyona umursamaz bakışı korkutucu. Lütfen onları acil servise kaldırın. Çünkü on yıldır biz mahalle sakinleri onlarla birlikte radyasyon biriktiriyoruz hücrelerimize.

 

Saygılarımla ilgilenilmesi ve tarafıma bilgi verilmesi umuduyla…

                                                                                            Şükran Kozalı-Yazar

 

NOT: Yazar Şükran Kozalı, eserlerinden filmi de çevrilmiş bulunan “Eğreti Gelinler” adlı romanıyla tanınmaktadır.